John Davidson'ın dünyası, ergenlik döneminde aldığı Tourette sendromu teşhisiyle değişir. Kontrolü dışında gelişen tikleri ve sözleri, onu anlamakta zorlanan bir toplumda yalnızlığa ve dışlanmaya sürükler. Gençlikten yetişkinliğe uzanan yıllar boyunca John, hem kendi durumuyla hem de insanların acımasız yargılarıyla mücadele eder. Fakat yaşadığı acılar, onun insanlara karşı duyduğu merhameti kaybetmesine neden olmaz. Aksine, kendi deneyimlerinden güç alan John, anlayışın ve nezaketin hayatları değiştirebileceğini kanıtlayan bir yolculuğa çıkar.